
Yaz geldi ve güneş artık oldukça etkili. Güneş kremleri raflarda, sosyal medyada ve arkadaş sohbetlerinde sıkça konuşuluyor. Ancak bu konuda ne kadar çok bilgi okursanız, konu o kadar kafa karıştırıcı hâle gelebiliyor. Daha yüksek SPF gerçekten daha mı iyi? Mineral güneş kremi mi tercih edilmeli, yoksa kimyasal güneş kremi mi?
Güneş kremleri hakkında dolaşan bilgilerin büyük bir kısmı yarı doğru, yarı yanlıştır. Bu nedenle ebeveynlerin en sık duyduğu bilgilerin hangilerinin doğru, hangilerinin yanlış olduğunu ve çocuklarınızı gerçekten koruyan yöntemleri birlikte inceleyelim.
Bu düşüncenin bir doğruluk payı olduğu için oldukça yaygındır. Karpuz, domates ve kırmızı biber gibi besinler güçlü bir antioksidan olan likopen içerir. Likopen açısından zengin beslenen kişilerde, güneşe maruz kaldıktan sonra oluşan cilt kızarıklığının bir miktar daha az görülebileceğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır.
Bu nedenle yaz boyunca karpuz tüketebilir, kırmızı renkli meyve ve sebzelere sofranızda daha fazla yer verebilirsiniz. Bunlar çocuklarınızın genel sağlığı için oldukça faydalıdır. Ancak unutulmamalıdır ki bu besinler güneş kreminin yerine geçmez. Beslenme yalnızca destekleyici bir önlemdir; cildi güneşin zararlı ışınlarından korumak için mutlaka uygun bir güneş kremi kullanılmalıdır.
SPF, dışarıda ne kadar süre kalabileceğinizi göstermez. Pek çok kişi, SPF değeri yükseldikçe koruma süresinin de aynı oranda arttığını düşünür. Örneğin, SPF 50'nin SPF 25'e göre iki kat daha fazla koruma sağladığına inanılır. Ancak bu doğru değildir.
SPF'nin ölçtüğü şey, cildin güneş yanığına neden olan UVB ışınlarını ne kadar etkili filtrelediğidir. Gerçek değerlere bakıldığında ise yüksek SPF'ler arasındaki farkın sanıldığı kadar büyük olmadığı görülür.
Yani SPF 30'dan SPF 50'ye geçmek korumayı iki katına çıkarmaz; yalnızca birkaç yüzdelik puanlık ek koruma sağlar. Ayrıca hiçbir güneş kremi UV ışınlarını %100 engelleyemez. Şişe üzerinde yazan yüksek SPF değeri, güneş kremini bir kez sürüp gün boyu yeniden uygulamaya gerek olmadığı anlamına gelmez.
Çocuklar için SPF 30 genellikle yeterli koruma sağlar. Elinizde SPF 50 varsa onu da güvenle kullanabilirsiniz. Ancak SPF değeri ne olursa olsun, güneş kremini düzenli aralıklarla yeniden uygulamak, özellikle yüzme ve yoğun terleme sonrasında tekrarlamak ve güneşin en dik geldiği saatlerde mümkün olduğunca gölgede kalmak büyük önem taşır.
Unutmayın; güneş kremi tek başına bir kalkan değil, güneşten korunmanın önemli katmanlarından yalnızca biridir.
Güneşten gelen ultraviyole (UV) ışınları iki ana gruba ayrılır: UVA ve UVB. UVB ışınları güneş yanıklarının oluşmasından sorumludur. Bunu akılda tutmanın kolay bir yolu, "B" harfini "Burn (Yanık)" olarak düşünmektir. UVA ışınları ise cildin daha derin katmanlarına ulaşır ve uzun vadede cilt yaşlanması, leke oluşumu ve güneşe bağlı cilt hasarıyla ilişkilidir. Bu nedenle "A" harfini "Aging (Yaşlanma)" olarak hatırlayabilirsiniz.
Birçok ebeveynin bilmediği önemli bir nokta ise UVA ışınlarının camdan geçebilmesidir. Bu nedenle çocuğunuz güneşli bir pencerenin yanında otururken veya araba yolculuğu yaparken bile UVA ışınlarına maruz kalabilir. Güneş yanığı oluşmasa bile uzun süreli güneş maruziyeti devam edebilir.
Bu nedenle güneş kremi seçerken ürünün üzerinde mutlaka "Broad Spectrum (Geniş Spektrum)" ibaresinin bulunmasına dikkat edilmelidir. Sadece SPF değeri belirtilen bir ürün, esas olarak UVB ışınlarına karşı koruma sağlar. Geniş spektrumlu güneş kremleri ise hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı koruma sağlayarak çocukların cildini çok daha kapsamlı şekilde korur.
Hem mineral hem de kimyasal güneş kremleri çocuklarda kullanılabilen güvenilir seçeneklerdir. Doğru kullanıldığında her iki grup da güneşten korunmada etkilidir.
Aralarındaki temel fark etki mekanizmasıdır. Çinko oksit veya titanyum dioksit içeren mineral güneş kremleri cilt yüzeyinde kalarak fiziksel bir koruyucu bariyer oluşturur. Kimyasal güneş kremleri ise cilt tarafından emilir ve UV ışınlarını absorbe ederek etkisini gösterir.
Özellikle bebeklerde, küçük çocuklarda, hassas cilt yapısına sahip olanlarda ve egzama eğilimli çocuklarda mineral güneş kremleri daha sık tercih edilir. Bunun nedeni, genellikle daha az tahrişe neden olmaları ve cilt tarafından daha iyi tolere edilmeleridir.
Güneş kreminin koruyuculuğunu belirleyen en önemli faktör yalnızca SPF değeri değil, doğru uygulanmasıdır. Sabah tek sefer sürülen ve gün içinde yenilenmeyen bir güneş kremi, öğleden sonraya gelindiğinde yeterli koruma sağlamaz.
Daha etkili bir koruma için şu kurallara dikkat edilmelidir:
Sprey güneş kremleri, özellikle hareketli çocuklarda uygulama kolaylığı sağlayabilir. Ancak doğru şekilde kullanılmaları önemlidir.
Spreyi doğrudan çocuğun yüzüne sıkmak yerine önce ebeveynin eline püskürtüp daha sonra yüze yayması önerilir. Uygulama mümkün olduğunca açık havada veya iyi havalandırılan ortamlarda yapılmalı, çocuğun spreyi soluması önlenmelidir. Ayrıca ürünün cilde eşit şekilde dağıldığından emin olmak için mutlaka elle iyice yayılmalıdır.
Altı aydan küçük bebeklerde güneşten korunmanın temel yöntemi güneş kremi değil, doğrudan güneşten kaçınmaktır. Mümkün olduğunca gölgede kalmaları sağlanmalı, bebek arabasının güneşliği kullanılmalı, geniş kenarlı şapka tercih edilmeli ve kolları ile bacaklarını örten ince, açık renkli giysiler giydirilmelidir.
Burada önemli bir ayrıntı da bebek arabasının üzerine battaniye veya müslin örtü örtülmemesidir. Bu uygulama gölge sağlıyor gibi görünse de hava dolaşımını azaltarak içeride sıcaklığın hızla yükselmesine neden olabilir. Bu nedenle bebek arabasının kendi güneşliği kullanılması çok daha güvenlidir.
Eğer gölge oluşturmanın mümkün olmadığı bir ortamda bulunuluyorsa ve güneşe maruz kalmak kaçınılmazsa, yüz ve el sırtı gibi örtülemeyen küçük alanlara az miktarda mineral güneş kremi uygulanabilir.
Altı aylıktan sonra ise açıkta kalan bölgelere geniş spektrumlu (UVA + UVB),SPF 30-50 aralığında bir güneş kremi düzenli olarak kullanılabilir ve gerektiğinde gün içinde yenilenmelidir.
Hayır. Güneş kremi kullanımı tek başına D vitamini eksikliğine neden olmaz.
Günlük yaşamda güneş kremi ne kadar dikkatli uygulanırsa uygulansın, hiçbir ürün UV ışınlarının tamamını engelleyemez. Ayrıca çocuklar gün içerisinde güneş kremi yenilenmeden önce de güneş ışığına maruz kalırlar. Bu nedenle normal kullanım koşullarında D vitamini sentezi tamamen durmaz.
Çocuğunuzun D vitamini düzeyi konusunda endişeleriniz varsa, bunu çocuk doktorunuzla değerlendirmeniz en doğru yaklaşım olacaktır. D vitamini eksikliği endişesi nedeniyle güneş kremi kullanmamak doğru bir yöntem değildir.
Güneş kremi seçerken veya ailelere tavsiye ederken, birkaç basit şeye dikkat ediyorum. Geniş spektrumlu koruma, SPF 30 ila 50, suya dayanıklı ve çinko oksit içeren mineral formül
Kliniğimizin aşağıdaki kurum veya özel sigortalarla anlaşması bulunmaktadır. Anlaşmamız olmayan özel sigorta ve kurumlara TTB fiyat tarifesinden fatura düzenlediğinden, hastalarımız ödedikleri ücreti sigortalarından ve kurumlarından tahsil edebilmektedirler.

